PÖH Sözlü Mülakat Soruları

PÖH Sözlü Mülakat Soruları
8. Dönem Pomem Mülakatlarında şu Sorular Sorulmuş. 19. Dönem POMEM Özel Harekatı Mülakat Sınavında çıkması mühtemeldir. Faydalı olması dileğiyle…
1-Suçların şahsiliği ne anlama gelir Bireyin bilerek ve isteyerek suç teşkil edecek davranışta bulunmasına suçun şahsiliği denir.
2-El kaide terör örgütü nerede etkindir? Yemen. Merkez üssü oradadır.
3-Sokratesi tek bildiğim şey hiçbir şey bilmediğimdir sözünü açıklayınız? Sokrates demek istemiş ki evrende var olan ve daha keşfedilmemiş o kadar bilgi olmasına rağmen benim bilmiş olduklarım koskoca evrende bir toz zerresi kadar bile etmeyeceğidir.
4-Bekçi devlet nedir? Sadece koruyup kollayan başka hiç birseye karışmayandır. Sanıyorum bu görüşü sunan Adam Smitti. Bekçi devlette jandarma devlet anlamına gelir.
5-Anayasanın 38. Maddesi olağan kanun hükmünde kararnameyle,olağanüstü kanun hükmünde ki kararname arasındaki fark nedir? Olağan khk normal zamanda çıkarılan kanun olup, olağanüstü khk de savas ,hastalık,terör gibi durumlarda yani vatanın birlik ve beraberliğini bozan herhangi bi durum ortaya çıktığında çıkarılan kanunlardır.
6-Ohal ve sıkıyönetim hakkında bilgi veriniz?
Ohal:Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması durumunda olağanüstü hal ilan edilmesidir. Sıkıyönetim:Olağanüstü halin ilânını gerektiren sebeplerden daha vahim sebeplerle ilân olunan, geçici olarak temel hak ve hürriyetlerin kısmen veya tamamen durdurulmasına veya Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasına imkân tanıyan ve kolluk yetkilerinin askerî makamlara geçmesi sonucunu doğuran bir olağanüstü yönetim usûlüdür.
7-Mahkeme türleri nelerdir?
a-Yüksek Mahkemeler(Yüksek Yargı)
b-Adli Mahkemeler(Adli Yargı)
c-İdari Mahkemeler(İdari Yargı)
8-Kırım savaşı hakkında bilgi veriniz.
Osmanlı-Rus savaşıdır. Birleşik Krallık, Fransa ve Piyemonte-Sardinyanın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olmasıyla savaş, Avrupalı devletlerin Rusyayı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş halini almıştır. Savaş, müttefik güçlerinin zaferiyle sonuçlanmıştır.
9- 4 tane sınır komşumuzu sayınız.
a-Yunanistan
b-Bulgaristan
c-Irak
d-Suriye
10-Dünya barış günü hangi tarihtedir ve amacı nedir?
Dünya barış günü uluslararası olarak 21 eylül de kutlanmaktadır. (BM tarafından bu tarih ilan edilmiştir. )Her yıl Bu tarihte bm genel merkezindeki barış çanı çalar. Bu çan japonya tarafından dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları paralarla yaptırılmıştır. Barış gününde dünya çapında çatışmaların önlenmesi amaçlanmıştır.
11-Propaganda nedir? Bir öğretiyi, düşünceyi, inancı, siyasayı vb. başkalarına tanıtmak, benimsetmek, yaymak ereğiyle sözle, yazıyla ve benzeri türlü araçlarla, yollarla gerçekleştirilen her türlü çalışma.
12-Yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti arasındaki ilişkiyi açıklayınız? Hukuk devleti; bireyler gibi devletin tüm organ ve görevlilerinin de faaliyet, işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına ve anayasal ilkelere uyması, kendisini bu kurallarla bağlı sayması demektir. Hukuk devletinin gerçekleşmesinde etken olacak en önemli unsurlardan biri “yargı bağımsızlığı”dır. Yargı bağımsızlığı, bireyin doğru ve adil yargılanma hakkının teminatı olarak tanınmıştır. Hukuk devletinde, yürütme erkini elinde tutan hükümet üyeleri,hiçbir biçimde yargı temsilcilerini etkileyecek beyan ve davranışlarda bulunamaz. Toplumda adalet duygusunun oluşmasını ve korunmasını sağlayacak “bağımsız yargı”, aynı zamanda çağın yönetim biçimi olan demokrasinin de olmazsa olmaz koşuludur. Yani bu iki kavram birbiriyle bir bütündür. Biri olmadan diğeri olmaz.
13-Çobanın oyuyla benim oyum bir değildir sözü Atatürk ilkelerinden hangisine terstir? Halkçılık
14-Küreselleşme ve demokratik toplum hakkında bilgi veriniz? Küreselleşme uluslararası örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarının artan rolü, gücün ulus-devlet temelli uygulamalarının altını oymaktadır.
Bu noktadan bakıldığında ilk anda küreselleşmenin ulus-devletin egemenliğini aşındırarak demokrasinin gelişmesine ve yayılmasına imkan verdiği sonucu çıkarılabilir.
Devletin gücünün azalması insanların daha fazla söz sahibi olmalarının önünü açan bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, devletin gücü azalırken hangi faktörlerin gücünün arttığıdır. Bu noktada küresel yönetimde öne çıkan ulusüstü kurumların, piyasaların ve küresel sosyal halkın katılımı, tartışarak ve görüşerek karar alma, temsil kabiliyeti ve hesap sorulabilirlik gibi konularda ciddi eksiklikleri olduğu söylenebilir.
15-Türkiyede en fazla ülkeye sınırı olan ilimiz hangisidir? Iğdırdır. Iğdır İran,Ermenistan ve Nahçivan ile sınır komşusudur.
16-Emniyet teşkilatında hangi birimde çalışmak istersiniz?Neden? Terörle mücadelede çalışmak isterdim. Vatanımı ve milletimi her şeyden çok seven birisiyim. Vatan ımı bölmeye ve bu yüce milletimin canına kastedmeye çalışan bu gafillerin basit oyunlarını bozmak için.
17- Otuz iki dişten çıkan otuz iki mahalleye yayılır sözünü açıklayınız.
Ağızdan çıkan bir söz, çok çabuk duyulur; başkalarının diline düşer ve bir anda her tarafa yayılır. Bu yüzden dilin kemiği yok ve milletin ağzı torba değil ki büzesin gibi deyimler toplumda çok sık kullanılır.
18- Hukukun üstünlüğü ilkesi ne demektir?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devletidir. Bir başka deyişle “hukukun üstünlüğü” ilkesini benimsemiştir. Bu ilke, adalet kavramının temelini oluşturur. Hukukun üstünlüğü, devletin içindeki tüm mekanizmaların, önceden tespit edilmiş bazı kanun ve kurallar içinde işleyeceği anlamına gelir. Her devlet kurumu, anayasanın ve diğer yasaların tespit ettiği görev ve yetkilere sahiptir. Kimsenin bu görev ve yetkileri aşma, değiştirme gibi bir gücü yoktur. Hukuk, herkesin üstündedir ve dolayısıyla devlet “keyfî” değildir.
19- Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır sözünü açıklayınız.
Bize yapılan bir kötülüğü unutmak ve affetmek gerekir. Yapılan bir iyilik ise asla unutulmamalı, her zaman hatırlanmalıdır. Çünkü bu insaniyetin gereğidir. Bize iyiliği dokunan bir kişiye yaptığı bu işi hatırlatmamız onun da hoşuna gidecektir.
20- Araba devrilince yol gösteren çok olur sözünü açıklayınız.
İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya kötü bir netice çıktıktan sonra “niçin böyle yaptın, şöyle yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” gibi sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Önemli olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi önceden görmek ve uyarıda bulunmaktır.
21- Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır sözünü açıklayınız.
Ateşin üzerine ateşle gidildiği zaman alevler daha da büyür, yangını söndürmek daha zor bir hal alır. Sinirli bir insana da sert tepki verildiğinde bu onun daha çok gerilmesine yol açar. Sert ve kırıcı olmayan, yumuşak, hoşa giden, gönül alıcı, etkileyici, inandırıcı ve yerinde söylenmiş bir söz ise insanın hoşuna gider; en azgın kişinin bile inadını kırar, onu yumuşatır ve yola getirir.
22- Öfkeyle kalkan zararla oturur sözünü açıklayınız.
Öfkesine kapılarak iş gören insan, sonunda güç durumlara düşer. Çünkü öfkelenmiş, sinirli bir insan iyi düşünemez, olup biteni iyi göremez, sonucu hesaplayamaz. Bu yüzden öfke baldan tatlıdır demişlerdir. Yani öfke ile akıl bir arada bulunmaz. Biri geldiğinde diğeri gider. Kısacası öfkeli iken karar vermemek ve sakin kafayla düşünmek gerekir.
23- Atatürkün Muasır Medeniyet sözünü açıklar mısınız?
Atatürkün “muasır medeniyetler” den kastı teknolojik, bilimsel, ekonomik ve sanatsal gelişmelerdir. Onun gösterdiği hedef kültürel, inançsal ve geleneksel değerlerimizi yitirmeden medenî olabilmektir. Bu medeniyet neredeyse “muasır medeniyet” orasıdır. Bugün ülkemiz hala gelişmekte olan ülkeler sınıfındadır ve bence gelişmiş bir ülke olabilmek için yapmamız gereken öncelikli şey dışa bağımlı olmaktan kurtulup üreten bir toplum olmaktır. Üretmekten kastım sadece ekonomik anlamda değildir. Her alanda üretici olmalıyız ve her konuda tarz sahibi bir ülke olabilmeliyiz. Bu noktaya geldiğimiz zaman muasır medeniyetler seviyesini sadece yakalamakla kalmayıp bu seviyeyi geçmiş oluruz.
24- Kuvvetler ayrılığı prensibini tarif eder misiniz?
Güçler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargının birbirlerinden bağımsızlığını anlatır. Ancak ülkemizde güçler ayrılığı kavramı öncelikle yargının yasama ve yürütmeden bağımsızlığı konusunu gündeme getirmektedir. Hukuk devleti kavramının önemli bir parçası yargı denetimidir. Yargının yasama ve yürütmeyi denetleyebilmesi, iktidarın keyfiliğini önleyebilmesi öncelikle yargının bu organlardan bağımsız olmasını zorunlu kılar. Bu zorunluluk 18. Yüzyıldan bu yana demokrasinin önemli bir unsuru olarak anılmaktadır.
25- İlk yardım nedir ve ülkemizde ilk yardım konusunda yaşanan sorunlar nelerdir?
Herhangi bir hastalık veya kaza sonucu sağlığı tehlikeye girmiş olan kişi veya kişilere durumlarının daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla, çevre imkânlarından yararlanılarak ve ilaçsız olarak yapılan geçici müdahaleye ilkyardım denir. İlkyardımı yapacak olan kişi mutlaka teorik ve uygulamalı ilkyardım eğitimi almış olmalıdır İlkyardımın amaçları; hayatî tehlikeyi ortadan kaldırmak, hastanın veya kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek ve iyileşmeyi kolaylaştırmaktır. Başka alanlarda olduğu gibi ilk yardım konusunda da ülkemizde yaşanan en büyük sorun eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Maalesef ülkemizde ilk yardımın önemi kavratılamamıştır.
26- Demokrasi kavramını açıklar mısınız?
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine rağmen üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve diğer sivil kurum ve kuruluşlar da demokrasi yönetilebilirler. Demokrasi, diğer yönetim şekillerinin arasından sıyrılarak günümüzde en yaygın olarak kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir. Mustafa Kemal Atatürk bu konuda “Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar. Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler demiştir.
27- Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
Başarıyı genellikle birinci olmak şeklinde görürüz. Sınıf birinciliği, okul birinciliği her zaman toplumdan takdir görür. Elbette ki bunların da bir başarı olduğu muhakkaktır. Fakat bence asıl başarı insanın kendi yetenekleri ölçüsünde yapabildiği en önemli iştir. Bir 400 metre koşucusunun kalkıp yürümesi bir başarı sayılamaz. Ancak engelli birisinin birkaç adım atabilmesi büyük bir başarıdır. Şu da var ki başarı için yalnız zekâ ve yetenek yetmez, inanç ve azim de gerekir. Bunlar bir araya geldiği zaman başarı da arkalarından gelecektir.
28- Başarıda takım çalışmasının rolü nedir?
Takım ruhu, takımı oluşturan tüm bireylerin takımın amacı yönünde bütünleşmeleri ve birlikte hareket etmeleri sonucunda takımda ben imajı yerine biz imajının oluşması olarak yorumlanabilir. Bir örnek vermek gerekirse üç tane 1 sayısı ayrı ayrı yazıldığında alacağı değer 3tür. Çünkü üç tane 1 sayısı toplandığında sonuç 3 çıkar. Fakat bu 1ler yan yana gelirse 111 olur. Bu basit örnek bize bir amaç doğrultusunda birleşmenin ve takım olmanın önemini açıkça göstermektedir.
29- Takım sporları ve bireysel sporları örneklerle karşılaştırabilir misiniz?
Bireysel sporlara örnek olarak atletizm, güreş, tenis, masa tenisi, golf, bisiklet ve araba yarışları verilebilir. Takım sporlarına ise voleybol, basketbol, hentbol ve futbol örnek gösterilebilir. Bireysel sporlar ile takım sporları arasındaki en önemli fark amaçtır. Bireysel sporlarda amaç bireyin kendi başarısıdır. Takım sporlarında ise amaç grubun başarısıdır. Takım sporlarında başarıya ulaşmak için yardımlaşma ve dayanışma görülürken bireysel sporlarda böyle bir durum söz konusu değildir.
30- İnternetin fayda ve zararlarını açıklayınız.
İnternet, bilgisayar ağlarını kapsayan uluslararası bir ağdır. İnternet sayesinde dünyanın en büyük kütüphanelerinde araştırma yapılabilir, internet üzerinden eğitim veren bir üniversitede okuyup mezun olunabilir, farklı mekânlardaki arkadaşlarla sohbet edilebilir, alış-veriş yapılabilir hatta uçak bileti bile satın alınabilir. Hayatımızı bu kadar kolaylaştıran internetin elbette ki zararlı yönleri de vardır. İnternet ortamında denetim neredeyse yoktur. Zararlı içeriğe sahip sitelere çocuklar ve gençler kolayca erişebilmektedir. Maalesef bu durum çocukların ve gençlerin psikolojik ve sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkiler.
31- Empati nedir, empatik iletişimden ne anlıyorsunuz?
Carl Rogersa göre, empati, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup onun duygu ve düşüncelerini anlaması ve bunu tekrar karşısındakine iletmesidir. Empatik iletişim demek olaylara çok yönlü bakabilmek demektir. Olaylara farklı açılardan bakabilen ve başka insanların gözünden aynı olayın değişik açılarını görebilen insanlar empatik iletişim kurabilme becerisine sahip demektir.
32- Eleştiri nedir, nasıl olmalıdır?
Eleştiri, bir eserin, bir konunun doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla inceleme işidir. Fakat toplumdaki genel kanı eleştirinin konuya sadece olumsuz yönleriyle bakmak olduğu şeklindedir. Öncelikle eleştiri yapan kişinin konu hakkında bilgi sahibi olması ve laf olsun diye konuşmaması gerekir. Daha sonra yapılan eleştiri gerçekçi olmalı ve doğruları yansıtmalıdır. Elbette ki yapılan eleştirinin dengeli olması da gerekir. Yani sadece olumlu veya sadece olumsuz açıdan eleştiri yapılmamalıdır. Ayrıca eleştirinin, yapılan kişiye veya konuya katkı sağlaması da önemlidir.
33- Demokratik bir toplumda polisin rolü nedir?
Demokratik sistemlerde halkın temel hak ve özgürlükleri hukuk yoluyla garanti altına alınmıştır. Bu hak ve özgürlüklere kesinlikle dokunulamaz. Bu dokunulmazlığı sağlamak ve garanti altına almak için güçlü bir teşkilata ihtiyaç vardır. İşte bu teşkilat emniyet teşkilatıdır. Güçlü bir emniyet teşkilatı topluma güven verir. Ancak toplum içinde adaletin tesis edilmesi konusunda herhangi bir eksik veya hatalı uygulamaya meydan vermemek için, polis memurları meslekî yeterlilik için gerekli olan hukukî mevzuatı bilmeli ve uygulamada meslekî etik (ahlak) ilkelerine riayet etmelidir.
34- Üzüm üzüme baka baka kararır sözünü açıklayınız.
İnsan etkileşime ve etkilenmeye açık bir varlıktır. Karşısındakini etkileyebildiği gibi ondan etkilenebilir de. Hatta çevremize dikkat ettiğimizde bunun birçok örneğini görebiliriz. Mesela esneyen birisini gördüğümüzde biz de ister istemez esneriz. Farklı bir şiveyle konuşan insanların arasında yaşayanlar bir süre sonra aynı şiveyle konuşma eğilimi gösterirler. Sadece bu örneklerdeki gibi yalnızca davranış olarak değil huy ve karakter olarak da insan insandan etkilenir. Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan diye boşa dememişlerdir.
Geçmiş Yıllarda Polis Alımı Mülakatında Çıkmış Soru ve Cevaplar
1-) İnkılâpçılık ilkesini anlatınız.
İnkılâp, bir toplumun mühim kurumlarını kısa bir süre içinde değiştirip kendini yenileştirmesi atılımıdır. Tarihte mühim, büyük inkılâplar görülmüştür. Mustafa Kemal Atatürk yönetimindeki Türk Milleti de tarihteki en mühim İnkılâplardan birini gerçekleştirmiştir. Bir toplumda durup dururken inkılâp yapılmaz, inkılâpların tarihten gelen büyük sebepleri vardır. Türkler bir zamanlar dünyanın mühim devletlerinden kabul edilen Osmanlı Devletini kurmuşlardı. Bu devlet yüzlerce yıl dünyanın sayılı güçlerinden biri olarak kaldı. Fakat Batıda gelişen akıl ve bilim çağına ayak uyduramadığı için geride kalmaya, güçsüzleşmeye başladı. Birinci Dünya Savaşı sonu yenilgi ve parçalanma, Mustafa Kemal Atatürke, Türk milletini bir araya getirip savaşım etme ve yapıyı yenileme düşüncesini ve bunu gerçekleştirme azmini vermiştir. Bu azim ve kararlıkla yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk, büyük bir inkılâp yapmış ve ülkeyi bir çağdan alıp başka bir çağa götürmüştür.
2- Laiklik ilkesini anlatınız.
Laiklik; devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılmasıdır. Laiklik ilkesi Mustafa Kemal
Atatürkün Cumhuriyetçilik ile birlikte ehemmiyet verdiği iki ana ilkeden biridir.
Mustafa Kemal Atatürkün Laiklik ile İlgili Bazı Sözleri ( Mustafa Kemal Atatürke gore Laiklik )
Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, yakarma ve din Hürriyeti anlamına gelir. (1930)
Laiklik, asla dinsizlik olmadığı benzer biçimde, düzmece dindarlık ve büyücülükle savaşım kapısını açmış olduğu için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. (1930)
Son olarak laiklik ilkesi 1937 senesinde Anayasamıza girmiştir.
3- Halkçılık ilkesini anlatınız.
Bir milleti oluşturan, çeşitli mesleklerin ve toplumsal grupların içinde bulunan insanlara halk denir. Bu bakımdan halkçılık ilkesi hem cumhuriyetçilik hem de milliyetçilik ilkelerinin mecburi bir sonucudur. Halkçılık ise bir millet içindeki çeşitli insan gruplarının çıkarına ve yararına bir siyasetizlenmesi, halkın kendi kendini yönetmeye alıştırılmasıdır. Halkçılık, milleti oluşturan tüm unsurlar içinde eşitliğin sağlanmasıdır. Bu mühim ilke derslik ayrımcılığını reddeder, derslik dayanışmasını esas alır. Mustafa Kemal Atatürke gore halkçılık cemiyet düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir cemiyet istemidir. (1921)
4- Milliyetçilik ilkesini anlatınız.
İlişik olduğu milletin varlığını sürdürmesi ve yüceltmesi için öteki bireylerle beraber çalışmaya, bu emek harcamayı ve bilinci, öteki kuşaklara da yansıtmaya “milliyetçilik” denilir. Bu tanıma bakılırsa milliyetçiliğin en mühim öğesi “millet” olmaktır. Mustafa Kemal Atatürke bakılırsa Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına, Türk milleti denir. (1930) Mustafa Kemal Atatürke gore Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de, o denli güçlü olur. Mustafa Kemal Atatürkün Milliyetçilik anlayışı millet için emek vermeyi, milleti yüceltmeyi ve ülkenin dünya devletleri içinde hak etmiş olduğu yere gelmesi için çaba göstermeyi gerektirir.
Mustafa Kemal Atatürkün Milliyetçilik ilkesi ırkçılığa karşı olup kendini Türk sayan herkesi Türk kabul eder.
5- Cumhuriyetçilik ilkesini anlatınız.
Direkt millet egemenliğe dayanan, yöneticilerin halkoyuyla ve belirli bir süre için seçilmesiyle oluşan yönetim biçimine
Cumhuriyet denir. Cumhuriyetçilik ilkesi laiklik ile birlikte Mustafa Kemal Atatürkün en fazlaca ehemmiyet verdiği iki ana ilkeden biridir. Devletimizin temel yapısını ve biçimini belirleyen ilkedir. Devletin yönetiminde yetki, milletçe seçilmiş meclistedir. Cumhuriyetçilik ilkesi monarşiye, oligarşiye ve aristokrasiye karşıdır. Monarşilerde devletin başı, belli bir aile içinden çıkar, düzgüsel koşullar altında, ölünceye kadar iş başlangıcında kalır. Yerine gene aynı aileden bir başkası gelir. Her monarşide, aile içinden kimin hükümdar olacağı belli bazı kurallara bakılırsa saptanır. Cumhuriyette ise yöneticiler belli bir süre içinde seçimle iş başına gelir ve halk tarafınca değiştirilebilir.
6- Devletçilik ilkesini anlatınız.
Devletçilik, temel anlamıyla devletin ekonomik yaşamın içine girmesidir. Fakat bu yapılırken toplumcu model benimsenmez. Elinde sermayesi olan vatandaşlar, istedikleri halde üretime katılabilirler. Devlet bunlara engel olmadığı şeklinde üstelik ihtiyaç duyulan tedbirleri alarak işlerini kolaylaştırır, kişileri üretim ve tecim işine özendirir. Devlet, toplumun yararı gözetilerek düzenleyicilik, planlayıcılık, işletmecilik görevlerini üstlenir.
Devletçilik ilkesi ekonomiyi tümüyle hususi sektöre bırakan liberalizm ile ekonominin tamamen devletin denetiminde olduğu toplumcu ekonomiden farklıdır. Devlet bir taraftan hususi sektörü destek sunar, öteki taraftan onun giremediği alanlara direkt katılır.
Bu ilke doğrultusunda Teşvik-i Endüstri Kanunu çıkarılmış, I. Ve II. Beş Senelik Kalkınma Planları uygulanmıştır.
7- Mustafa Kemal Atatürkün Yurtta Barış, Cihanda Barış” sözünden ne anlıyorsunuz?
Yurtta barış, cihanda barış” ilk kez Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürktarafından 20 Nisan 1931de söylenen ve anayasada yer edinen temel dış siyaset ilkesidir. Dünyada olabilecek herhangi bir rahatsızlığın her insana zarar verebileceğini, bu yüzden de milletlerin öteki milletlerin problemlerine kayıtsız kalamayacağını ifade eden Atatürkçülüğün bütünleştirici ilkelerindendir.
Mustafa Kemal Atatürke gore Barış milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938) Devamlı harp halinde bir devlet refah ve mutluluktan uzaktır. Bu yüzden milletlerin saadete ermesinde kalkınmasında barışın önemi büyüktür. Şundan dolayı sanat olsun, bilim olsun, spor yada başka bir alan olsun sadece sulh ve refah ortamında ilerleme izah edebilir.
8- Mustafa Kemal Atatürkün Çağdaş Uygarlık sözünü açıklar mısınız?
Mustafa Kemal Atatürkün “çağdaş medeniyetler” den kastı teknolojik, bilimsel, ekonomik ve sanatla alakalı gelişmelerdir. Onun gösterdiği hedef kültürel, inançsal ve geleneksel değerlerimizi yitirmeden medenî olabilmektir. Bu uygarlık neredeyse “çağdaş uygarlık” orasıdır. Bugün ülkemiz hala gelişmekte olan ülkeler sınıfındadır ve bence gelişmiş bir ülke olabilmek için yapmamız ihtiyaç duyulan öncelikli şey dışa bağımlı olmaktan kurtulup üreten bir cemiyet olmaktır. Üretmekten kastım yalnız ekonomik anlamda değildir. Her alanda üretici olmalıyız ve her mevzuda biçim sahibi bir ülke olabilmeliyiz. Bu noktaya geldiğimiz vakit çağdaş medeniyetler seviyesini yalnız yakalamakla kalmayıp bu seviyeyi geçmiş oluruz.
9- Kuvvetler ayrılığı prensibini tanım eder misiniz?
Güçler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargının birbirlerinden bağımsızlığını anlatır. Sadece vatanımızda güçler ayrılığı terimi ilk olarak yargının yasama ve yürütmeden bağımsızlığı konusunu gündeme getirmektedir. Hukuk devleti teriminin mühim bir parçası yargı denetimidir. Yargının yasama ve yürütmeyi denetleyebilmesi, iktidarın keyfiliğini önleyebilmesi ilk olarak yargının bu organlardan bağımsız olmasını mecburi kılar. Bu zorunluluk 18. Yüzyıldan bu yana demokrasinin mühim bir unsuru olarak anılmaktadır.
10- İlk yardım nedir ve devletimizde ilk yardım mevzusunda yaşanmış olan problemler nedir? Herhangi bir hastalık yada kaza sonucu sağlığı tehlikeye girmiş olan şahıs yada kişilere durumlarının daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla, çevre imkânlarından yararlanılarak ve ilaçsız olarak meydana getirilen geçici müdahaleye ilkyardım denir. İlkyardımı meydana getirecek olan şahıs ne olursa olsun kuramsal ve uygulamalı ilkyardım eğitimi almış olmalıdırİlkyardımın amaçları; hayatî tehlikeyi ortadan kaldırmak, hastanın yada kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek ve iyileşmeyi kolaylaştırmaktır. Başka alanlarda olduğu şeklinde ilk yardım mevzusunda da devletimizde yaşanmış olan en büyük problem eğitimsizlikten meydana gelmektedir. Maalesef vatanımızda ilk yardımın önemi kavratılamamıştır.
11- Demokrasi terimini açıklar mısınız?
Demokrasi, tüm üye yada vatandaşların, organizasyon yada devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka haiz olduğu bir yönetim biçimidir. Çoğu zaman devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine karşın üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve öteki sivil kurum ve kuruluşlar da demokrasi ile yönetilebilirler. Demokrasi, öteki yönetim şekillerinin arasından sıyrılarak günümüzde en yaygın olarak kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir. Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk bu mevzuda “Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu şekilde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar. Millet tarafınca, millet adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler demiştir.
12- Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
Başarıyı çoğu zaman birinci olmak şeklinde görürüz. Derslik birinciliği, okul birinciliği devamlı toplumdan takdir görür. Normal olarak ki bunların da bir başarı olduğu muhakkaktır. Fakat bence aslolan başarı insanoğlunun kendi kabiliyetleri ölçüsünde yapabildiği en mühim iştir. Bir 400 metre koşucusunun kalkıp adım atması bir başarı sayılamaz. Sadece engelli birisinin birkaç adım atabilmesi büyük bir başarıdır. Şu da var ki başarı için yalnız zekâ ve kabiliyet yetmez, inanç ve azim de gerekir. Bunlar bir araya gelmiş olduğu vakit başarı da arkalarından gelecektir.
13- Başarıda ekip çalışmasının görevi nedir?
Ekip ruhu, ekibi oluşturan tüm bireylerin takımın amacı yönünde bütünleşmeleri ve beraber hareket etmeleri sonucunda takımda ben imajı yerine biz imajının oluşması olarak yorumlanabilir. Bir örnek vermek gerekirse üç tane 1 sayısı ayrı ayrı yazıldığında alacağı kıymet 3tür. Bu sebeple üç tane 1 sayısı toplandığında netice 3 çıkar. Fakat bu 1ler yan yana gelirse 111 olur. Bu rahat örnek bizlere bir amaç doğrultusunda birleşmenin ve ekip olmanın önemini açıkça göstermektedir.
14- Ekip sporları ve bireysel sporları örneklerle karşılaştırabilir misiniz?
Bireysel sporlara örnek olarak atletizm, güreş, Tenis, masa tenisi, golf, bisiklet ve otomobil yarışları verilebilir. Ekip sporlarına ise voleybol, basketbol, hentbol ve futbol örnek gösterilebilir. Bireysel sporlar ile ekip sporları arasındaki en mühim fark amaçtır. Bireysel sporlarda amaç kişinin kendi başarısıdır. Ekip sporlarında ise amaç grubun başarısıdır. Ekip sporlarında başarıya ulaşmak için yardımlaşma ve dayanışma görülürken bireysel sporlarda bu şekilde bir durum söz mevzusu değildir.
15- İnternetin yarar ve zararlarını açıklayınız.
İnternet, bilgisayar ağlarını kapsayan internasyonal bir ağdır. İnternet yardımıyla dünyanın en büyük kütüphanelerinde araştırma yapılabilir, web üstünden eğitim veren bir üniversitede okuyup mezun olunabilir, değişik mekânlardaki arkadaşlarla söyleşi edilebilir, alış-veriş yapılabilir hatta tayyare bileti bile satın alınabilir. Hayatımızı bu kadar kolaylaştıran webin elbet ki zararı olan yönleri de vardır. İnternet ortamında denetim neredeyse yoktur. Zararı olan içeriğe haiz sitelere çocuklar ve gençler kolayca erişebilmektedir. Maalesef bu durum evlatların ve gençlerin ruhsal ve toplumsal gelişimlerini negatif yönde etkisinde bırakır.
16- Empati nedir, empatik iletişimden ne anlıyorsunuz?
Carl Rogersa nazaran, empati, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup onun duygu ve düşüncelerini anlaması ve bunu yeniden karşısındakine iletmesidir. Empatik kontakt demek vakalara fazlaca yönlü bakabilmek anlama gelir. Vakalara değişik açılardan bakabilen ve başka insanların bakış açısından aynı olayın değişik açılarını görebilen insanoğlu empatik yazışma kurabilme becerisine haiz anlama gelir.
17- Eleştiri nedir, nasıl olmalıdır?
Eleştiri, bir eserin, bir mevzunun doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla araştırma işidir. Fakat toplumdaki genel kanı eleştirinin mevzuya yalnız negatif yönleriyle bakmak olduğu şeklindedir. Ilk olarak eleştiri meydana getiren kişinin mevzu hakkında informasyon sahibi olması ve söz olsun diye konuşmaması gerekir. Ondan sonra meydana getirilen eleştiri gerçekçi olmalı ve doğruları yansıtmalıdır. Normal olarak ki meydana getirilen eleştirinin dengeli olması da gerekir. Kısaca yalnız pozitif yada bir tek negatif açıdan eleştiri yapılmamalıdır. Ek olarak eleştirinin, meydana getirilen kişiye yada mevzuya katkı sağlaması da önemlidir.
18- Demokratik bir toplumda polisin görevi nedir?
Demokratik sistemlerde halkın temel hak ve özgürlükleri hukuk kanalıyla güvence altına alınmıştır. Bu hak ve özgürlüklere kesinlikle dokunulamaz. Bu dokunulmazlığı sağlamak ve güvence altına almak için kuvvetli bir teşkilata gereksinim vardır. İşte bu teşkilat güvenlik teşkilatıdır. Kuvvetli bir güvenlik teşkilatı topluma itimat verir. Sadece cemiyet içinde adaletin tesis edilmesi mevzusunda herhangi bir noksan yada hatalı uygulamaya meydan vermemek için, polis memurları meslekî yeterlilik için lüzumlu olan hukukî mevzuatı bilmeli ve uygulamada meslekî etik (terbiye) ilkelerine riayet etmelidir.
19- Üzüm üzüme baka baka kararır sözünü açıklayınız.
İnsan etkileşime ve etkilenmeye açık bir varlıktır. Karşısındakini etkileyebildiği benzer biçimde ondan etkilenebilir de. Hatta çevremize dikkat ettiğimizde bunun birçok örneğini görebiliriz. Sözgelişi genişleyen birisini gördüğümüzde ikimiz de ister istemez esneriz. Değişik bir şiveyle konuşan insanların içinde yaşayanlar bir süre sonrasında aynı şiveyle konuşma eğilimi gösterirler. Bir tek bu örneklerdeki şeklinde yalnızca davranış olarak değil alışkanlık ve karakter olarak da insan insandan etkilenir. Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan diye boşa dememişlerdir.
20- Avrupa Birliği hakkında data veriniz.
Avrupa Birliğinin temelleri 1951 senesinde, 6 ülkenin katılımıyla oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğuna ve 1957deki Roma Antlaşmasına dayanmaktadır. Avrupa Birliği üç değişik topluluğun 1957de oluşturduğu birlikten dünyaya gelmiştir. Bu topluluklar, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ve Avrupa Ekonomik Topluluğudur. O dönemden bu yana, birlik yeni üyelerin katılımlarıyla boyut olarak büyümüş; mevcud yetkilerine yeni vazife ve mesuliyet alanları ilave ederek enerjisini arttırmıştır. 1 Mayıs 2004te en büyük katılım yaşanmıştır. Tam 10 yeni ülke birliğe iştirak etmiştir. 2007de Bulgaristan ve Romanyanın katılımıyla üye sayısı 27ye terfi etmiştir. Türkiye 1995 senesinde Gümrük Birliğine üye olmuştur. Türkiye şu anda tam üyelik müzakereleri devam eden aday ülke konumundadır. AByi kuran 6 ülke: Fransa, İtalya, Lüksemburg, Belçika, Almanya ve Hollanda ( FİLBAH )
21- Atılan ok geri dönmez sözünü açıklayınız.
Kimi süre iyi düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan bazı eylemlere girişir ve sonuçta pişman olur insan. O anda ilk durumuna dönmek ister fakat bu mümkün değildir. Şundan dolayı olan olmuş, çoktan iş işten geçmiştir. Mesela söz ağızdan çıktıktan sonrasında geri alınmaz. Patlatılan bir bombanın geri dönüşü yoktur. Ölen bir insanı hayata döndürmek imkânsızdır. Bu yüzden bir iş yapmadan ilkin iyi düşünmeli ve o şekilde karar vermelidir.
22- İnsan hakları terimini açıklar mısınız?
İnsan hakları kavram olarak tüm insanların haiz olduğu kabul edilen “temel hak ve özgürlükleri içine alır. İnsan hakları, ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta hepimiz eşittir. Öteki taraftan insan hakları terimi bir ideali ihtiva eder. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler. İnsan hakları, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanır. Doğrusu tüm insanoğlu özgürlük, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Tüm hukuk devletlerinde olduğu şeklinde vatanımızda de insan hakları anayasa ile güvence altına alınmıştır.
23- Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır sözünü açıklayınız.
Derhal her şeyin, her insanoğlunun bir kusuru, bir eksiği vardır. Hatasız kul olmaz. Dolayısıyla insanoğlunun muhteşem bir dost, dost ve sevgili aramaya emek harcaması boşunadır. Bu şekilde bir dost bulamayacağı şeklinde, dostsuz kalması da mümkündür. Bu bakımdan insan bir şey elde etmek, bir dost bulmak istiyorsa onları kusurları ile kabul etmeye hazır olmalıdır.
24- Yanlış hesap Bağdattan döner sözünü açıklayınız.
İnsanın yapmış olduğu yanlış bir iş ne olursa olsun karşısına çıkacaktır. Zira yanlış bir yolda yürüyen insan bunun neticesi ile er geç karşılaşır. Ek olarak ortaya çıkan bir yanlışlık oldukça geç de olsa, kesinlikle düzeltilmelidir.
25- Ülkelerin kalkınmasında sizce eğitimin görevi nedir?
Eğitim bireye davranış kazandırma, bireyde istenilen davranış değişikliğini meydana getirme faaliyetleridir. Bir cemiyet için eğitimse kalkınma ve gelişmenin kilometre taşlarından biridir. Eğitim yardımıyla toplumda mevcud birçok olumsuzluk giderilip, kültür ve medeniyetin gelişmesi sağlanabilir. O halde eğitim cemiyet için hayatî ehemmiyet taşır. 1993 yılı sonunda Hakkaniyet Bakanlığı tarafınca ülkemiz ceza ve tutuk evlerinde meydana getirilen taramada, eğitim seviyesi yükseldikçe suçluluk oranı düşmüş olduğu neticesi ortaya çıkmıştır. Bu durum eğitimin önemini açıkça gözler önüne sermektedir.
26- Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir sözünü açıklayınız.
Yaptıklarımız yapacaklarımızın garantisidir şeklinde bir söz vardır. Hakikaten de insanoğlunun yaptıkları yapacaklarını gösterir. İnsanoğlu bugün ne yapıyorsa yarın ve diğeri gün de büyük olasılıkla aynı şeyi yapmış olacaktır. Şu demek oluyor ki bir işin nasıl sonuçlanacağı, işin bugünkü durumundan belli olur.
27- Aza kanaat etmeyen bir çok bulamaz sözünü açıklayınız.
Denizi oluşturan damlalardır. Damlaları reddeden ve kabul etmeyen insan denizi de reddetmeye mahkûmdur. Doğrusu anlatmak istediğim, her oldukça olan şey muhakkak azdan olur. Kim ki elindekinden hoşnut olmuyor, onunla razı gelmiyor ve onu hor görüp geri çeviriyorsa büyük bir hata işliyor anlamına gelir. Minik şeylere haiz çıkmayan, onların birikmesiyle olmuş olan bir çok da yitirmiş sayılır.
28- Sözle peynir gemisi yürümez sözünü açıklayınız.
Oturmuş olduğu yerden ülkenin tüm sorunlarını çözen nice insan görmüşüzdür. Bu tarz şeyleri eğer iş başına getirsek bir çok hiçbir şey yapması imkansız. Şu sebeple konuşmak ile yapmak içinde fazlaca fark vardır. Konuşmak kolay, yapmak ise zor olsa gerek. Akıl çoğalınca söz azalır diye güzel bir deyiş vardır. Şu demek oluyor ki çalışan ve iş icra eden insanoğlu azca konuşurken, çalışmayan ve boş boş oturan insanoğlu oldukça konuşur.
29- Terörün ekonomik ve toplumsal yönden zararlarını açıklayınız.
21. yüzyılda, birçok ülkenin ulusal bütünlüklerini hedef alan ve birçok ülkedeki demokratik sistemin karşı karşıya bulunmuş olduğu en mühim sorunlardan birisi terördür. Terör, günümüzde birçok ülkenin ekonomik, ticari ve toplumsal yaşamını negatif yönde etkileyen evrensel değerleri yok eden “Küresel” bir kalite kazanmıştır. Terörün ekonomik açıdan en büyük ziyanı ülkelerin kalkınmasını yavaşlatmasıdır. Jeostratejik, jeopolitik ve jeoekonomik açılardan mühim bir konuma haiz olan Türkiye, senelerce ülkede yaşanmış olan terör olaylarının sebep olduğu istikrarsızlıklar yüzünden üretimin artırılmasına yönelik yatırımlara ağırlık verememiş ve bunun sonucunda kalkınmasını tamamlayamamıştır.
Toplumsal yönden zararları; toplumda refah ve güvenin yok olması, korku ve endişenin başat olması, ülkenin devamlı bir kaos ortamında bulunması, insanların gelecekten umutsuz olması sayılabilir.
30- Küresel ısınma ve kuraklık mevzusunda data veriniz.
İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yerbilimleri Enstitüsünün hazırladığı senaryoya gore 2070te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 aşama kadar yükselecek, Karadeniz Bölgesi haricinde yağışlar iyice azalacak. Ekosistem değişince, birçok canlı türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya duracak. Eldeki verilere nazaran küresel ısınma aynı şekilde devam ederse, yazları Türkiyenin batısında sıcaklıklar 5 ila 6 aşama, Orta ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise 3 ila 4 aşama yükselecek. Kış aylarında da sıcaklıklar 2 ila 3 aşama yükselecek. Senaryoya gore, 2070 senesinde Karadeniz Bölgesinde yağışlar yüzde 10 ila 20lik artış gösterecek, güneyde ise yüzde 30a kadar azalacak. Uzmanlar küresel ısınmayla savaşım mevzusunda, ilk olarak, sera gazlarının yayılımının azaltılması icap ettiğini vurguluyorlar.
31- Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini en iyi hangi kriterler gösterir?
Bir ülkenin eğitim, iktisat, sıhhat, spor, bilim ve sanat şeklinde değişik alanlarda gösterdiği gelişme o ülke hakkında bir düşünce verebilir. Bir ülkenin gelişmişliğini gösteren bir başka ölçüt ise öteki dünya devletleri tarafınca örnek alınmasıdır. Sözgelişi günümüzde Japonya, ABD ve Almanya benzer biçimde devletler başka ülkelerce örnek alınmaktadır. Eğer bir ülke değişik toplumlarca örnek alınmaya başlamışsa o ülkenin hakkaten gelişmiş bir ülke olduğu söylenebilir.
32- Açık yaraya tuz ekilmez sözünü açıklayınız.
Acısı ve derdi taze olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir. Mesela sinirlenmiş bir insana onu kızdıracak bir söz söylemek o insanı çileden çıkardığı şeklinde bu sözü söyleyen insanoğlunun da zarar görmesi muhtemeldir. Ateşe körükle gitmek deyiminin de bu sözle yakın anlamda olduğu söylenebilir.
33- Açma sırrını dostuna o da söyler dostuna sözünü açıklayınız.
Sır özeldir ve gizli saklı tutulmalıdır. Onun hakikaten duyulup yayılması istenmiyorsa, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da ağzından kaçırabilir ya da yakınına anlatabilir, bunu başkaları duyabilir ve böylece saklamaya çalıştığın şey sır olmaktan çıkar, yayılır.
34- Acil işe şeytan karışır sözünü açıklayınız.
Sakin olmak ve itidalli hareket etmek daima gereklidir. Zira acil eden bir insanoğlunun hata yapma ihtimali sakin bir insandan daha fazladır. En iyi malum ve meydana getirilen iş dahi aceleye getirildiğinde yarım yamalak ve tamamlanmamış yapıldığı görülecektir. Bunun sebebi acil eden şahıs aklî melekelerini tam olarak kullanamaz. Bu sebeptendir ki acil giden ecele giden demişlerdir.
35- Ülkemizdeki trafik kazalarının sebepleri hakkında informasyon veriniz.
Vatanımızda karayolu trafik kazaları ve bunların sebep olduğu maddî ve manevî yaraların her geçen gün arttığı malumdur. Günümüzde trafik kazaları, savaşlar ve depremlerdeki kadar insan ölüm ve yaralanmasına niçin olmakta, maddi zararlar da yıldan yıla artmaktadır. Hakkaten de uykusuz, bitkin ve alkollü vasıta kullanma şeklinde temel nedenlerle yalnız 1999 senesinde devletimizde 438. 338 karayolu trafik kazasında 4. 596 şahıs ölmüş ve 262 milyon dolar maddi hasar meydana gelmiştir. Ülkemizle öteki Batı Ülkeleri içinde kazalar karşılaştırıldığında vatanımızda trafik kazalarının artmasının temel sebebinin karayoluna ağırlık verilmesi, demiryollarının dikkatsizlik edilmesi olduğu görülmüştür. Hâlbuki karayolunun, demiryoluna bakılırsa 18 kat daha tehlikeli olduğu tespit edilmiş bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Trafik Araştırma Komisyonunun 2001 raporundaki çözüm önerileri şunlardır: Raylı sistem yatırımlarına daha çok kaynak ayrılması, bölünmüş yol yapımına ehemmiyet verilmesi, sivil cemiyet örgütlerinin desteklenmesi.
36- Ülkemizin zelzele riski ve alınması ihtiyaç duyulan önlemler hakkında informasyon veriniz.
Zelzele, yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi sebebiyle oluşan sarsıntılardır. Ülkemiz topraklarının %92sinin zelzele riski taşımış olduğu, nüfusumuzun da %95inin bu bölgeler üstünde yaşamış olduğu bilinmektedir. Konya ve Mardin benzer biçimde yörelerde zelzele riski azca iken öteki bölge ve şehirlerimizde bu risk oldukca fazladır. Ülkemizden geçen en mühim fay hattı Şimal Anadolu levhasıdır. Depreme karşı alınacak önlemler 3 gruba ayrılır. Bunlar:
Zelzele öncesinde alınacak önlemler
Zelzele esnasında alınacak önlemler
Zelzele sonrasında alınacak önlemler
37- Hepimiz kendi evinin önünü süpürmeli sözünü açıklayınız.
Toplumun her ferdi kendi üstüne düşen görevi yapmış olduğu süre tüm dengeler yerine oturur, eksiklik ve kusurlar ortadan kalkar. Zira yerine getirilmeyen sorumluluklar başka insanların sırtına kalır. Bu yük ise ağır olduğundan altından kalkılamaz ve yapılması ihtiyaç duyulan işler ortada kalır. Bu durum gösteriyor ki her insanın ufak bir katkısı, bazı insanların büyük katkısından daha fazlaca iş görmektedir
38- Mustafa Kemal Atatürkün Ben sporcunun parlak zeka, çevik ve bununla birlikte ahlaklısını severim sözünü açıklayınız?
Spor, yalnız gövde kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve terbiye da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha azca kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Zekâyı, çevikliği ve ahlakı bir tüm olarak taşıyan sporcular ne olursa olsun kendi dallarında başarı göstermiş olacaklardır.
39- Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz sözünü açıklayınız.
Bu söz dayanışma ve işbirliğinin önemini ortaya koymaktadır. Bir insan fazlaca güçlü, akıllı ve bilgili olabilir. Fakat tek başına olduğunda yapabileceklerinin bir sınırı vardır. Fakat bir ortaklık içinde olursa hem yükü hafifler hem de amacına daha kolay ulaşır. Örneğin 50 kiloluk bir kutuyu tek başına kaldırmak isteyen bir şahıs 50 kiloluk yükün altına girmiş olur. Fakat beş şahıs aynı kutuyu kaldırmak istediğinde her birisine düşen ağırlık 50 kilo değil 10 kilodur.
40- Bin bilsen de bir bilene danış sözünü açıklayınız.
Hepimiz eşit bilgiye haiz değildir. Fazlaca iyi bildiğimizi sandığımız mevzunun bilmediğimiz bir yanı olabilir, o mevzuyu bizlerden daha iyi bilenler de çıkabilir. Bu yüzden bir işe kalkışmadan ilkin bu benzer biçimde kimselere danışmalı, onların data ve tecrübelerinden yararlanmalıyız. Eksiğimizi sadece bu şekilde giderebilir, yanlışımızdan sadece bu şekilde kurtulabilir, iyi bir sonuca da sadece böylekavuşabiliriz.
41- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kurum amacı nedir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), internasyonal bir teşkilat olan Avrupa Konseyine bağlı olarak kurulmuş internasyonal bir mahkemedir.
Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, fert gruplarının, tüzel kişiliklerin ve öteki devletlerin, belirli usûl ve kurallar dâhilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. Avrupa Konseyinin kurum amacı İnsan Hakları ihlallerini önlemek için ortak ideal ve ilkeleri korumak ve yaymak, ekonomik ve toplumsal gelişimleri sağlamak olarak belirtilmiştir. Konseyin bu amacından, II. Dünya savaşı ve öncesinde yaşanmış olan I. dünya harbinde Avrupanın uğramış olduğu toplumsal, ekonomik ve politik çöküntüden kurtulma çabası içersine girdikleri ve diktatör yönetimlerinin insanlığa karşı onur kırıcı davranışlarının artık unutulmak istendiği anlaşılmaktadır.
42- Akan su yosun tutmaz sözünü açıklayınız.
Malum bir şeydir ki, sürekli akan su kendini ve yatağını temiz meblağ; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır. Denebilir ki hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak meblağ, düşkünlüğünü önler; böylece o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.
43- Aslan yatmış olduğu yerden belli olursözünü açıklayınız.
İnsanların kişilikleri ile devamlı bulundukları bölgeler içinde bir özdeşlik oluşturmak mümkündür. Bir kimsenin kişiliği, çalmış olduğu iş yerinin niteliğinden; yatıp kalktığı evin temizliğinden ve düzeninden anlaşılır. Doğrusu denebilir ki bana bulunduğun mekânı söyle sana nasıl biri bulunduğunu söyleyeyim!
44- Arpa eken buğday biçmez sözünü açıklayınız
İki anlama gelebilir.
1. ( İlki ) Fena bir davranışta bulunan insan bunun karşılığında iyilik göremez.
2. ( İkincisi )Hayata geçirmeye çalmış olduğu işin üstünde lâyıkıyla durmayan ondan iyi netice alamaz. Arsızın yüzüne tükürmüşler, “yağmur yağıyor” demiş. Arsız insan kişiliğini, saygınlığını, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Dolayısıyla o ne kadar ağır hareket görse, söz işitse gene de aldırış etmez; pişkinliğe vurup iyi bile karşılar.
45- Otuz iki dişten çıkan otuz iki mahalleye yayılır sözünü açıklayınız.
Ağızdan çıkan bir söz, oldukca acele duyulur; başkalarının diline düşer ve aniden her tarafa yayılır. Bu yüzden dilin kemiği yok ve milletin ağzı poşet değil ki büzesin benzer biçimde deyimler toplumda oldukca sık kullanılır.
46- Hukukun üstünlüğü ilkesi ne anlama gelir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devletidir. Bir başka deyişle “hukukun üstünlüğü” ilkesini benimsemiştir. Bu ilke, hakkaniyet teriminin temelini oluşturur. Hukukun üstünlüğü, devletin içindeki tüm mekanizmaların, öncesinden tespit edilmiş bazı kanun ve kurallar içinde işleyeceği anlamına gelir. Her devlet kurumu, anayasanın ve öteki yasaların tespit etmiş olduğu vazife ve yetkilere haizdir. Kimsenin bu vazife ve yetkileri aşma, değişiklik yapma şeklinde bir gücü yoktur. Hukuk, her insanın üstündedir ve dolayısıyla devlet “keyfî” değildir.
47- Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır sözünü açıklayınız. Bizlere meydana getirilen bir kötülüğü unutmak ve affetmek gerekir. Meydana getirilen bir iyilik ise asla unutulmamalı, devamlı hatırlanmalıdır. Şu sebeple bu insaniyetin gereğidir. Bizlere iyiliği dokunan bir kişiye yapmış olduğu bu işi hatırlatmamız onun da hoşuna gidecektir.
48- Otomobil devrilince yol gösteren fazlaca olur sözünü açıklayınız. İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya fena bir netice çıktıktan sonrasında “niçin bu şekilde yaptın, şu şekilde yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” benzer biçimde sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Mühim olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi evvelinde görmek ve uyarıda bulunmaktır.
49- Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır sözünü açıklayınız. Ateşin üstüne ateşle gidildiği vakit alevler daha da büyür, yangını söndürmek daha zor bir hal alır. Sinirli bir insana da sert tepki verildiğinde bu onun daha fazlaca gerilmesine neden olur. Sert ve kırıcı olmayan, yumuşak, hoşa giden, gönül alıcı, etkisi altına alan, inandırıcı ve yerinde söylenmiş bir söz ise insanoğlunun hoşuna gider; en azgın kişinin bile inadını kırar, onu yumuşatır ve yola getirir.
50- Öfkeyle kalkan zararla oturur sözünü açıklayınız.
Öfkesine kapılarak iş gören insan, sonunda güç durumlara düşer. Şundan dolayı öfkelenmiş, sinirli bir insan iyi düşünemez, olup biteni iyi göremez, sonucu hesaplayamaz. Bu yüzden hiddet baldan tatlıdır demişlerdir. Doğrusu hiddet ile akıl bir arada bulunmaz. Biri ulaştığında diğeri gider. Kısacası öfkeli iken karar vermemek ve sakin kafayla düşünmek gerekir. Şimdilik derlediklerimiz bu kadar arkadaşlar ancak tahminimce 15 temmuz darbe girişimi ile ilgili bir çok soru gelecektir. Örneğin; Darbe nedir?, darbe niçin yapılır vs. Ayrıca arkadaşlar fetö ve pdy ile ilgili bolca soru olacaktır.
KAZANMAK İÇİN
ÇALIŞMAK
LAZIM !!!
Bire bir parkur ölçüleri ve eğitim gereçleri...
Parkurda zamanı iyi kullanma deneyimli hoca kadrosu...
Performans değerlendirme, istasyon ve dayanıklılık antrenmanları...